| | Üretsiz Blog oluştur

ebuducane

 

Anketimize oylar beklniyor

Başörtüsü Yasağı Kalkmalı mı?
Evet Kesinlikle
Kalkmalı
Gerek Yok
Kaldırılmamalı kesinlikle


Sayfana Anket Eklesene
Etiket :hadi
Ebu Dücane
17 Eylül 2007
18:32
Yorumlar :0
 
 
 
 

LAİLAHEİLLALAH

images  Baktığında çok basit bir kelimedir ama bir müslüman için olmamalıdır çünki lailaheillalah allah tan başkasının hükümüne

uymuyacağım ve ondan başkasının kurallarına uymayacağım demektir.Bunu herkez diyebilir ama herkez yapmaz .Şuan

yaşadığımız ülkemizin kurallarını Allahın kurallarıyla süslemiyozda Yalancı ilahların kurallarının koyduğu hükümlerle yönetiliyor dolayısıyla

bizde şu an niçin derler direniyoruz biz yalancı ilahların Allahın kurallarını örtüp kendi kurallarını koydukları ve bunu yapma

yı bize zorladıkları için direniyoruz.Biz bilmeyiz Allah tan başka bize hüküm koyan bir ve tek ilah o yüzden bu bilinçle lailaheillallah

deriz.Allahın kurallarını yoka sayıp alay eden kişilerle direniyoruz Allahın yolunda direniyoruz.Bu direniş  Allahın Hükmü bu ülkede geçecinceye kadar sürücektir.

Bu ülke ne zalimler gördü nede mücahitler her zalimin onla savaşan bir mücahiti vardır işte bu zalimlerlede Allah yolunda savaşan biz olmak istiyoruz.

Elbet kazanan İslam ve Allah olucaktır bundan şüphemiz yok ama ALLAHIN biz günahkar kullarına bir en düşük seviyedeki bile olsa bir cennet kapısı açması için

Allah yolunda neyimiz varsa İmam Humeyniler Abbas museviler Şeyh Saidler şeyh şamiller BEHEŞTİLER ÇAMRANLAR GİBİ VERİCEZ!!!!!

 

Etiket :allahuekber
Ebu Dücane
16 Eylül 2007
20:37
Yorumlar :0
 
 
 
 

Siyonizim Güçlerine Karşı Allah Yolunda........

2751 İMANSIZ BİR TOPLUM, DİK SÜRÜNGENLERİN YAŞADIĞI BİR TOPLUMDUR


                    MUSTAFA İSLAMOĞLU

 

Eylemde VABÖP adına okuyan Erhan Şengül"ün okuduğu basın bildirisinin tam metni:DİRENİŞ 1. YILINDASayın Başörtüsü Direnişçileri, Sayın Basın Mensupları;

Bu ülkede yıllardan beri kangren haline dönüşmüş ve hala bütün yakıcılığıyla devam eden başörtüsü zulmü, bizleri bir yıl önce diğer şehirlerimizdeki kardeşlerimizden de örneklik ve cesaret alarak bu eylemselliğe itti. Bir yıldan bu yana her hafta, bu sokakta adalet ve özgürlüğe dair haklı taleplerimizi yılmadan ve usanmadan, kararlılıkla/eğip bükmeden dile getirdik. Dilenmedik, direndik. Yazın sıcağı, kışın soğuğu, yağmuru karı demeden 52 hafta her cumartesi sesimize ses, nefesimize nefes ekledik. Bir kere daha tecrübelerimizle gördük ki, eğip/bükmeden dosdoğru olmanın, direnişten ve izzetten başka anlamı yoktur, başka yolu ve imkânı da yoktur. Haklı taleplerimizi dile getirirken, kimseyi ayırmadık ve kayırmadık. Dümenin başında kim olursa olsun, yanlışa gidene onur ve izzetimizle dur dedik. Bu kararlı ve ilkeli tavrımız, gün oldu soruşturma yedi, gün oldu alttan alta tehdit ve şantajlara gerekçe oldu. Ama yılmadık. Çünkü haklı idik ve iki kere mağdur ve mazlum edilmeye çalışılıyorduk. 

 2752

 

Eylem biçimimiz ve eylem mantığımız hiçbir zaman amaç ve ilkelerimizin dışında gelişmedi. Amacımız, zulme karşı yaşanan hukuksuzluk ve zorbalığa bir an önce son vermek ve bu konuda dosdoğru bir istikamet üzere olmaktı. Temel ilkelerimizi ise bizi biçimlendiren vahyi değerler oluşturdu. Yani Müslüman olmamız, bunu öncül kabul etmemiz yeterli bir gerekçe olmakla birlikte, inanç esaslarımızın zulümle uzlaşmaz muhkemliği bizi yönlendiren temel saik oldu. Bununla birlikte adalet ve özgürlüğe olan sahici ve fıtri bağlılığımız, yaşanan her türlü zor ve haksızlığa karşı kayıtsız kalamayacağımız anlamına geliyordu. Bu çerçevede sadece başörtüsü sorunu değil, Kürt sorunu, ulusalcılık ve ırkçılık, işsizlik, uyuşturucu, ahlaksızlık, derin devlet, cunta ve militarizm, oligarşik vesayet, küresel emperyalizm ve buna bağlı olarak dünyanın her yerinde yaşanan zulümler, tavır aldığımız ve karşısında olduğumuzu deklare ettiğimiz meseleler oldu. Bu anlamda kim için ve kime karşı olursa olsun, adalete bağlılıktan asla vazgeçmedik. Muhalif duruşumuzu bozmadan, ancak muhalefet girdabında da boğulmadan, doğru karar ve uygulamaları da görüp ayırt ederek, bilinçli ve adil bir tavır almaya çalıştık. 

 2756

 Ey siyonistler bizim ALLAH tan başka hükmüne uyacağımız ilahımız yoktur ve yalancı ilahlarla sonuna kadar direnicez

 

Aidiyet anlamında, kendimizi haklı ve Müslüman olmaktan başka bir tanımla tanımlamadık. Hiçbir hizip, parti, grup ve mezhebin sözcüsü olmadık. Bunu da yanlış anlaşılma korkusundan değil, desinler diye değil, hakikat ve adalete bağlılığımızdan dolayı böyle yaptık. Şiddet ve tahribatı kendimize yakıştırmadığımız gibi, eylem biçimi ve eylem mantığı olarak da tercih etmedik. Buna gerek de duymadık. Bizi bundan alıkoyan ne korku, ne ayartmalar, ne de başka kazanç yolları oldu. Tamamen kendi fikri özgünlüğümüz ve bizi biz kılan değerler ışığında “eminlik ve sözünü açık kılma” iradesini gerçekleştirmeye çalıştık. Çünkü daha güçlü ve daha etkili olan, haklı olmak gibi muazzam bir güce yaslandığımız bilincini sürekli diri tuttuk. Evet haklıyız ve bütün gücümüzü, haklı ve hakla beraber olmaktan alıyoruz. Ve bu gücün verdiği cesaret, özgüven ve dirençle yasakçılara hesap soruyoruz.  

 
 
 

BAŞÖRTÜSÜ MUTLAKA KAZANACAKTIR İSTEDİĞİNİZ KADAR DİRENİN!!!!!!!!!!!!!

5114
Özgür-Der mensupları Ramazan boyunca her Cumartesi tertipleyeceği “Zorbalığa Son, Başörtüsüne Özgürlük!....

15/09/2007
 

Özgür-Der mensupları Ramazan boyunca her Cumartesi tertipleyeceği “Zorbalığa Son, Başörtüsüne Özgürlük!” eylemlerinin ilkini bugün Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirdi. Eyleme yoğun katılım gözlendi. Bugün Fatih Saraçhane Parkı’nda toplanan Özgür-Der mensupları başörtüsü yasağını protesto ederek, herkes için adalet talebinde bulundular. Coşkulu ve yoğun bir katılımın gözlendiği eylemde “Zorbalığa Hayır, Başörtüsü Yasağına Son!” ve “Yaşasın Başörtüsü Mücadelemiz” yazılı iki pankart açan topluluk, ellerde de “Başörtüsü Kimliğimiz / İnancımız; Yasaklanamaz!”, “Namazım Orucum Başörtüm; Kulluğum Onurum Özgürlüğümdür!” yazılı dövizler taşıdı. Eylemde, neden Ramazan boyunca başörtüsü eylemleri düzenlediklerini izah eden Özgür-Der Beykoz Şube Başkanı Zehra Ergül Kaya, başörtüsü yasağının kaldırılmasını ve atılan tüm öğrencilerin yeniden okullarına dönebilmesine imkan tanınmasını istedi ve yasağın hizmet alan-veren ayrımı olmaksızın tümüyle kaldırılmasını talep etti. Eylemde bir konuşma yapan Özgür-Der Genel Başkanı Hülya Şekerci, başörtüsünün Müslüman kadının kimliği olduğunu belirterek, yasağa karşı direnişi asla çözemeyeceklerini ifade etti. Şekerci, başörtüsünü namaz gibi, oruç gibi Allah’a kulluğun bir ifadesi olarak algıladıklarını ve kimliğin asla yasaklanamayacağını belirtti. AK Parti hükümetinin bu konuda ciddi bir irade geliştiremediğini de vurgulayan Şekerci, yeni anayasa taslağının başörtüsü yasağına tümüyle çözüm getirmediğini söyledi. Yasağın ve insan hakları alanındaki tüm ihlallerin devam etmesinde AK Parti hükümetinin büyük bir sorumluluğu olduğunu hatırlatan Şekerci, zulüm devam ettikçe, zulme karşı direnişin de devam edeceğinin altını çizdi. Mustafa Eğilli: “Irak’ta yaşanan işgalle Türkiye’deki yasak özde bir”

Hülya Şekerci’den sonra Irak Kürdistanı’nda 15 ay gözaltında kaldıktan sonra Çarşamba günü serbest bırakılan Özgür-Der üyelerinden olan Mustafa Eğilli söz aldı. Eğilli, Irak’ta yaşanan işgal ile Türkiye’de yaşanan başörtüsü yasağının özde bir farklılık taşımadığını ve işgale karşı direnişle yasağı karşı direnişin de kardeş olduğunu belirtti. Gerek Irak’ta gerek Türkiye’de yaşadıkları baskıların kendilerini asla yıldırmayacağını kaydeden Eğilli, hukuksuzluklara karşı mücadele etmeyi sürdüreceklerini ifade etti. Eğilli, son olarak, tutsaklıkları süresince kendilerine dua eden, dayanışma gösterileri düzenleyen ilgili herkese teşekkür etti. Eğilli’nin konuşması “Emperyalizm Yenilecek, İslami Direniş Kazanacak!”, “İşbirlikçiler Yenilecek, İslami Direniş Kazanacak!”, “Baskılar Bizi Yıldıramaz!”, “Zalimlere İnat Yaşasın Direnişimiz!” sloganları ve tekbir sesleriyle karşılık buldu. Polisin yoğun “güvenlik önlemleri”nin aldığı gözlendiği eylemde sık sık “Başörtüsü Onurumuz Koruyacağız!”, “Başörtüsü Kimliğimizdir Yasaklanamaz!”, “Yasakçılar Yenilecek, Direnenler Kazanacak!”, “Direniş Adalet Özgürlük!”, “Uyan Diren Özgürleş!”, “Herkes İçin Adalet Başörtüye Özgürlük!” şeklinde sloganlar atıldı ve tekbirler getirildi.  “Van İzmit Sakarya, Direnişe Bin Selam”

İzmit, Sakarya, Van ve Ankara’da sürmekte olan başörtüsü eylemlerine ise “Van İzmit Sakarya / Ankara, Direnişe Bin Selam!” sloganıyla selam gönderildi. Eylem son olarak Nurten Şerbetçi’nin Özgür-Der adına okuduğu basın bildirisinden sonra topluluk haftaya Cumartesi 13:00’te yine Saraçhane’de buluşmak üzere alandan ayrıldı. Basın açıklamasının tam metni: ZULME KARŞI DİRENİŞ, HERKES İÇİN ADALET!Türkiye, resmi ideolojik şablonlarla toplumsal hayatın şekillendirilmeye çalışıldığı ve bu yüzden de halkın büyük çoğunluğunun mutsuzluğa mahkum edildiği bir ülke. İnançlarından, kimliklerinden, düşüncelerinden dolayı muhalif insanların yok sayıldığı, düzen doğrultusunda  dönüştürülmeye, başkalaştırılmaya çalışıldığı, olmazsa şiddetle ezilmek istendiği bir sorunlar ülkesi Türkiye.Hiç şüphesiz başörtüsü yasağı bu ülkenin temel sorunlarından, yakıcı sorunlarından birini oluşturmakta. On yılı aşkın bir süredir kesintisiz biçimde kanamaya devam eden bir yara başörtüsü yasağı ve aynı zamanda kuralsız, hukuksuz, ahlaksız bir saldırının, İslami kimliğe ve değerlere açılmış vahşi bir savaşın en somut ve açık tezahürlerinden biri. 28 Şubat zorbalığının açığa çıkardığı, netleştirdiği laik diktatörlük düzeninin öncelikli hedef olarak belirlediği başörtüsü zulmü, halkın büyük çoğunluğunun karşı çıkmasına ve siyasilerin meydanlarda bolca sıraladığı özgürlük vaadlerine rağmen kesintisiz biçimde sürüyor. Kemalist laik oligarşinin İslam’a karşı yürüttüğü savaşın bir uzantısı olarak, bugün hicab pek çok yerde yasak duvarlarıyla çevrili haldedir. Müslüman kadının kimliğinin ve iffetinin simgesi olan başörtüsü kamu kurumlarında, okullarda ve üniversitelerde engellenmektedir. Bugün Türkiye’de binlerce, yüzbinlerce, milyonlarca genç kız ve bayan Kur’an’ın açık bir emri olan başörtüsü taktığı için, yani sırf Rabbim Allah’tır dediği için, devlet tarafından sistematik bir tarzda dışlanmakta, aşağılanmakta ve haksızlığa uğratılmaktadır. Başörtüsü yasakçılarının çirkin yüzlerini 12 Eylül darbesinin bir ürünü olan ve Türkiye toplumuna giydirilmiş deli gömleğinden farksız 1982 Anayasası’nın değiştirilmesi tartışmalarında bir kere daha görebiliyoruz. Yeni bir sivil anayasa hazırlıklarının öne çıktığı mevcut süreçte, yasakçılıkta sınır tanımayan kimi güçler, anayasa taslağında başörtüsüne kısmi bir özgürlük getirmeye yönelik bir çabaya dahi alabildiğine tahammülsüz bir tutumla karşı çıkmaktadırlar. Şurası gayet açıktır ki, başörtüsü yasağı hukuk ile zorbalığı, insanlıkla vahşiliği, iman ile küfrü net biçimde ayrıştıran bir turnusol kağıdı işlevi görmektedir. Bu nedenle maruz kaldığımız bu zulmü “anlamsız yasak”, “bir metre bez parçası” vb. klişelerle tanımlamanın bizatihi büyük bir zulüm olduğuna inanıyoruz. Bilakis bu yasak gayet anlamlı ve haktan, hukuktan, adaletten yana herkesin net bir tavır koyması, karşı çıkması, direnmesi gereken istikbar güçlerinin vahşi bir saldırısıdır.  İşte biz bu bilinç ve duyarlılıkla, başörtüsü yasağı adı altında inancımıza, kimliğimize, değerlerimize karşı açılmış bu savaşta direniş cephesinde, onur cephesinde, iman cephesinde saf tutuyoruz. Laik-Kemalist oligarşinin halkımıza kanıksatmaya çalıştığı başörtüsü zulmüne karşı asla susmayacağımızı, bu faşizan dayatmaya asla boyun eğmeyeceğimizi bir kere daha ilan ediyoruz. Türkiye’nin muhtelif şehirlerinde, İzmit’te, Sakarya’da, İzmir’de, Ankara’da, Van’da aylardır, yıllardır zulmü protesto amacıyla haykıran kardeşlerimizin seslerinin İstanbul’da da yankılanması için Ramazan ayı boyunca her Cumartesi günü bu parkta ellerimizi, seslerimizi ve yüreklerimizi birleştiriyoruz. YASAKÇILAR YENİLECEK DİRENENLER KAZANACAK!

ÖZGÜR-DER

Bu yazı http://www.velfecr.com/ dan alınmıştır

Etiket :direniyoruz
Ebu Dücane
16 Eylül 2007
20:13
Yorumlar :0
 
 
 
 

Başörtüsü

                 BAŞÖRTÜSÜ SORUNU

  Başörbaşörtüsü direnişitüsü takmak hem bir bayanın hakkı olup hemde İslamın gereğidir.Müslüman olarak bir bayanın Allahın başörtüsü takmayı emrettiği içindir bu çile Allahın emirlerine uymak için onun kuralları doğrultusun da gitmek için.Dayatmacı güçler ne kadar konuşsada bize engel olmaya çalışsada biz gerçekten bir müslümansak Allahın koyduğu kuralları uygulayıp onların hep arkasında olacağız.®Kocaelinde oturan müslümanlar her hafta sonu cumartesi sabri yalım parkında bu sorun çözülüğünceye kadar sizi direnişe davet ediyorum...

Etiket :başörtüsü direnişi
Ebu Dücane
10 Ağustos 2007
12:42
Yorumlar :0
 
 
 
 

Başörtüsü

BaşörtüsüBa;,rt]s]d'ren';'                             BAŞ ÖRTÜSÜ

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِي 

                

             اللّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظاللّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ

***********************************************
*******
  
***********************************************
*******  
Etiket :
Ebu Dücane
09 Ağustos 2007
21:59
Yorumlar :0
 
 
 
 

İslami Şahsiyetler

           

                                   M.AKİF ERSOY

                

       MEHMET AKİF ERSOY’UN HAYATI İstiklâl Marşı şâiri. 1877 yılında İstanbul'da doğdu. Annesi Emine Şerife Hanım, babası Temiz Tâhir Efendidir. İlk tahsiline Emir Buhâri Mahalle Mektebinde başladı. İlk ve orta öğrenimden sonra Mülkiye Mektebine devam etti. Babasının vefâtı ve evlerinin yanması üzerine mülkimakyeyi bırakıp Baytar Mektebini birincilikle bitirdi. Tahsil hayâtı boyunca yabancı dil derslerine ilgi duydu. Fransızca ve Farsça öğrendi. Babasından Arapça dersleri aldı.Zirâat nezâretinde baytar olarak vazife aldı. Üç dört sene Rumeli, Anadolu ve Arabistan'da bulaşıcı hayvan hastalıkları tedâvisi için bir hayli dolaştı. Bu müddet zarfında halkla temasta bulundu. Âkif'in memuriyet hayatı 1893 yılında başlar ve 1913 târihine kadar devam eder. emuriyetinin yanında Ziraat Mektebinde ve Dârulfünûn'da edebiyat dersleri veriyordu. 1893 senesinde Tophâne-i Âmire veznedârı M. Emin Beyin kızı ismet Hanımla evlendi. Âkif okulda öğrendikleriyle yetinmeyerek, dışarda kendi kendini yetiştirerek tahsilini tamamlamaya, bilgisini genişletmeye çalıştı. Memuriyet hayatına başladıktan sonra öğretmenlik yaparak ve şiir yazarak edebiyat sâhasındaki çalışmalarına devam etti. Fakat onun neşriyat âlemine girişi daha fazla 1908'de İkinci Meşrutiyetin îlânıyla başlar. Bu târihten itibaren şiirlerini Sırât-ı Müstakîm'de neşretmeye başladı. Âkif, yazı ve şiirlerini hiçbir zaman geçim kaynağı olarak görmedi. Buna rağmen onu memlekete tanıtan, halka sevdiren asıl vasfı şâirliğidir.Birinci Cihan Harbi sırasında Berlin ve Necid'e (Arabistan) gitti. Çanakkale harbi, onun Berlin seyahati sırasında meydana gelmiş, şâir o günlerin ıstırap ve heyecanını orada yaşamıştır. Şâir, bu iki seyâhatiyle ilgili Berlin Hatıraları ve Necid Çöllerinden Medîne'ye adlı eserlerini yazmıştır. Harbin son senesinde, çok sevdiği dostu İsmail Hakkı İzmirli ile Lübnan'a gitti.Cihan Harbi 1918'de imzâlanan Mondros Mütârekesi ile nihayete erdikten sonra, galip devletler Türk vatanını parçalamak ve paylaşmak için dört taraftan saldırmağa başlamışlardı. Harpten son derece bitkin bir halde çıkan Türk milleti, vatanını müdâfaa için silâha sarıldı. Âkif, vatan müdâfaasının ehemmiyetini anlatmak için hutbelerle halkı, istiklâlini muhâfaza etmek için savaşmaya çağırdı. Anadolu'da millî mücâdele rûhunun yayılması üzerine, Anadolu'ya iltihâka karar verdi. [Ödevi indir]

                      seyh_said   ŞEYH SAİD

         

Şeyh Said İsyanı, (Şubat-Nisan 1925) Doğu Anadolu'da merkezi yönetime karşı girişilen geniş çaplı ayaklanma.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında uygulanan politikalar Doğu Anadolu'da çeşitli muhalefet odakları doğurmuştu. Bu muhalefet odaklarından Kürt İstiklal Komitesi'nin çalışmaları açığa çıkarıldıktan sonra, örgütün önde gelen yöneticilerinin çoğu tutuklandı.

Örgütle yakın ilişki içinde olan ve aynı doğrultuda çalışmalar yürüten Şeyh Said'e bağlı kişilerin Diyarbakır'ın Eğil nahiyesine bağlı Piran köyünde arama yapan bir jandarma müfrezesiyle girdiği çatışma (13 Şubat 1925), kısa sürede genişleyerek yaygın bir ayaklanmanın kıvılcımını oluşturdu. Genç vilayetinin merkez kazası Darahini'yi basarak (16 Şubat) valiyi ve öteki görevlileri tutuklayan Şeyh Said, halkı İslam dini adına ayaklanmaya çağıran bir bildiriyle hareketi tek bir merkez altında toplamaya çalıştı. Bu bildiride 'din uğruna savaşanların lideri' anlamına gelen mührünü kullandı ve herkesi din uğruna savaşa çağırdı. Mistan ve Botan aşiretlerinin desteğini aldıktan sonra Genç ve Çapakçur (bugün Bingöl) üzerinden Diyarbakır'a yöneldi.Maden, Siverek ve Ergani'yi ele geçirdi. Şeyh Abdullah'ın yönettiği başka bir ayaklanma koluda Varto üzerinden Muş'a doğru harekete geçti.Varto'yu ele geçiren isyancılar, Muş'a ilerledilerse de halktan toplanan yardımcı kuvvetlerle Murat Köprüsü civarında mağlup edilip, Varto'ya geri çekilme­leri sağlandı.Gelişmeler üzerine hükümet doğu vilayetlerinde sıkıyönetim ilan etti (21 Şubat). Ayaklanmacıların üzerine gönderilen ordu birlikleri Kış Ovası'nda Şeyh Said kuvvetleri karşısında tutunamayarak Diyarbakır'a çekilmek zorunda kaldı (23 Şubat). Ertesi gün Elazığ'a giren Gökdereli Şeyh Şerif yönetimindeki başka bir ayaklanma kolu kenti kısa süre de olsa denetim altına aldı.7 Mart'ta Şeyh Said'in emrindeki 5000 kişilik bir kuvvet Diyarbakır'a saldırdı.

Olayın başlangıcında Mustafa Kemal ciddiyeti anlayıp, Heybeliada'da rahatsızlığı nedeniyle dinlenen İsmet İnönü'yü acilen Ankara'ya çağırdı. İnönü ve ailesini bizzat Ankara Gar'ında karşılayan Mustafa Kemal, olayları anlatmak için İsmet Paşa'yı Çankaya'ya götürdü. Çankaya'da, İsmet Paşa'ya "Doğuda laik sistemi yıkmak amacıyla yayılan gerici bir ayaklanamın başladığını" söyledi. İsmet Paşa'nın Ankara'ya gelmesi dedikoduların başlamasıne neden oldu. Ali Fethi Bey'in görevden ayrılacağı, yeni hükümeti İsmet İnönü'nün kuracağı ve önlemleri onun alacağı konuşulmaya başlanmıştı. ayrıca Ali Fehti Okyar ile İsmet İnönü'nün arası açıktı. Ali Fethi Bey olayı isyan olarak tanımlamamış ve sıkıyönetimle durdurulacağına inanıyordu. Ancak, olayların hızla tırmanması karşısında Başbakan Ali Fethi Okyar'ın istifasını isteyen Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü'yü yeni bir hükümet kurmakla görevlendirdi (3 Mart). Bir gün sonra TBMM hemen Takrir-i Sükun Kanunu'nu kabul ederek hükümete olağanüstü hal yetkileri tanıdı. Ayaklanmayla ilgili yayınlara konan yasak daha sonra başka önlemleri de kapsayacak biçimde genişletildi. Ayrıca Ankara ve Diyarbakır'da İstiklal Mahkemeleri kurulması kararlaştırıldı.Bu sırada Diyarbakır'ı kuşatma altına alan Şeyh Said kuvvetleri, hükümet kuvvetleri tarafından geri püskürtülerek geri çekilmeye başladı.Geniş çaplı bir sevkıyatın ardından toplu saldırıya geçen (26 Mart) ve bir bastırma harekatıyla ayaklananların çoğunu teslime zorlayan askeri birlikler, İran'a geçmeye hazırlanan ayaklanma önderlerini Boğlan'da (bugün Solhan) sıkıştırdı. Şeyh Şerif ve yanındaki bazı aşiret reisleri Palu'da yakalanırken, Şeyh Said'de Varto yakınlarında Carpuh Köprüsü'nde ele geçirildi (15 Nisan 1925).

Ayaklanmayı destekleyen eski Şuray-ı devlet reislerinden Kürt Teali Cemiyeti reisi Seyit Abdülkadir ve 12 arkadaşı İstanbul'da tutuklanarak yargılanmak üzere Diyarbakır'a getirildiler.Yargılanma sonucu Seyit Abdülkadir ve 5 arkadaşı ölüme mahkum olarak, idam edildiler (27 Mayıs 1925).Diyarbakır'daki Şark İstiklal Mahkemesi kısa süren bir yargılamadan sonra Şeyh Said ve 47 ayaklanma yöneticisi hakkında da ölüm cezası verdi (28 Haziran). Cezalar ertesi gün yerine getirildi.

Şeyh Said Ayaklanması'nın bastırılması Cumhuriyet yönetiminin Doğu Anadolu'da denetimi sağlamasında önemli bir dönüm noktası oldu. Öte yandan ayaklanmayla ortaya çıkan gelişmeler, bir süre önce çok partili yaşama geçiş yönünde atılan adımların kesintiye uğramasına yol açtı.Ayaklanmaya karıştığı gerekçesiyle hakkında soruşturma açılan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, çok geçmeden hükümet kararnamesiyle kapatıldı.

                                    

                                                              

Etiket :in hayatı , m.akif ersoy , şeyh said
Ebu Dücane
09 Ağustos 2007
21:39
Yorumlar :0
 
 
 
 

İzmit Müzesi Gezisi

İzmit Müzesinde gezide japonlarla karşılaştık türkçe biliyorlar onlarla çok eğlendik izmit müzesinde her türlü heykeller mezarlar anıtlar la karşılaştık

insan tarihini görünce içi bi başka olyu yaw...İzmitliler sizlerinde  kendi oturduğunuz kentin tarihini öğrenmelisiniz müthiş bir yer ...............................

 

 
 
 

Mazlum der de edindiğim arkadaşlarım

Arkada;lik Mazlum dere başladığımda zaten tanıdığım bir arkadaşım vardı adı faruk akçayiğit onun ana babasıyla benim annem babam arkadaş olduğun dan ben onu o da beni tanıyor.İlk gün onla çok eğlendik baya güldük sonra fevziye camiine gittik orda biz farukla otururken diğer arkadaşlarla tanıştık şakalarıyla bizde eğlendik sonra sanki ayrılmaz bir bütün olduk bir gün diğer arkadaşımız gelmeyince onun yerini tutacak bir kişi bile bulamazdık o günler de idare eder gibi geçti...........En çok birbirimizle şakalaşarak geçiriyoruz derste bile o kadar eğlenceli geçiyor ki bi sadece furkanın yerini tutacak herkes var çocuk gelio hoca soruyor böylemi yavrum bilmem peki böylemi yavrum onuda bilmem mazlumder de edindiğim arkadşlarımın isimleri faruk faruk piton bilal enes salih furkanlar efe muhammed .. hahaha .........................................MAZLUMDER GERÇEKTEN ÇOK GÜZEL BİR YER
Etiket :mazlumder
Ebu Dücane
09 Ağustos 2007
20:11
Yorumlar :0
 
 
 
 

MAZLUMDER

MAZLUMDER

Mazlumder de gerçekten çok eğleniyoruz hem eğleniyor hem de vakitimizi düzgün kullanıyoruz

Hem yeni arkadaşlar edindik onlarla eğlendik her ders sonu yemeğe gittik lokantalara yürüyüş

yolundaki oyuncaklarla oynadık.Aziz hocayla çok güzel bir oyun oynadık Ömer hocayla filimler

izledik behlül hocayla gezdik eğlendik abdullah hocaylasohbet ettik ve kuranı okuduk ve bun

ların sonunda tek söylenebilecek söz MAZLUMDER gerçek çok güzel bir yer...

(Aman sakın bunları söyledim diye çocuklarınızı göndermeyi gelenler bize yetiyorda artıyor bile)

Etiket :mazlumder
Ebu Dücane
09 Ağustos 2007
20:07
Yorumlar :0