İMANSIZ BİR TOPLUM, DİK SÜRÜNGENLERİN YAŞADIĞI BİR TOPLUMDUR
MUSTAFA İSLAMOĞLU
Eylemde VABÖP adına okuyan Erhan Şengül"ün okuduğu basın bildirisinin tam metni:DİRENİŞ 1. YILINDASayın Başörtüsü Direnişçileri, Sayın Basın Mensupları;
Bu ülkede yıllardan beri kangren haline dönüşmüş ve hala bütün yakıcılığıyla devam eden başörtüsü zulmü, bizleri bir yıl önce diğer şehirlerimizdeki kardeşlerimizden de örneklik ve cesaret alarak bu eylemselliğe itti. Bir yıldan bu yana her hafta, bu sokakta adalet ve özgürlüğe dair haklı taleplerimizi yılmadan ve usanmadan, kararlılıkla/eğip bükmeden dile getirdik. Dilenmedik, direndik. Yazın sıcağı, kışın soğuğu, yağmuru karı demeden 52 hafta her cumartesi sesimize ses, nefesimize nefes ekledik. Bir kere daha tecrübelerimizle gördük ki, eğip/bükmeden dosdoğru olmanın, direnişten ve izzetten başka anlamı yoktur, başka yolu ve imkânı da yoktur. Haklı taleplerimizi dile getirirken, kimseyi ayırmadık ve kayırmadık. Dümenin başında kim olursa olsun, yanlışa gidene onur ve izzetimizle dur dedik. Bu kararlı ve ilkeli tavrımız, gün oldu soruşturma yedi, gün oldu alttan alta tehdit ve şantajlara gerekçe oldu. Ama yılmadık. Çünkü haklı idik ve iki kere mağdur ve mazlum edilmeye çalışılıyorduk.
Eylem biçimimiz ve eylem mantığımız hiçbir zaman amaç ve ilkelerimizin dışında gelişmedi. Amacımız, zulme karşı yaşanan hukuksuzluk ve zorbalığa bir an önce son vermek ve bu konuda dosdoğru bir istikamet üzere olmaktı. Temel ilkelerimizi ise bizi biçimlendiren vahyi değerler oluşturdu. Yani Müslüman olmamız, bunu öncül kabul etmemiz yeterli bir gerekçe olmakla birlikte, inanç esaslarımızın zulümle uzlaşmaz muhkemliği bizi yönlendiren temel saik oldu. Bununla birlikte adalet ve özgürlüğe olan sahici ve fıtri bağlılığımız, yaşanan her türlü zor ve haksızlığa karşı kayıtsız kalamayacağımız anlamına geliyordu. Bu çerçevede sadece başörtüsü sorunu değil, Kürt sorunu, ulusalcılık ve ırkçılık, işsizlik, uyuşturucu, ahlaksızlık, derin devlet, cunta ve militarizm, oligarşik vesayet, küresel emperyalizm ve buna bağlı olarak dünyanın her yerinde yaşanan zulümler, tavır aldığımız ve karşısında olduğumuzu deklare ettiğimiz meseleler oldu. Bu anlamda kim için ve kime karşı olursa olsun, adalete bağlılıktan asla vazgeçmedik. Muhalif duruşumuzu bozmadan, ancak muhalefet girdabında da boğulmadan, doğru karar ve uygulamaları da görüp ayırt ederek, bilinçli ve adil bir tavır almaya çalıştık.
Ey siyonistler bizim ALLAH tan başka hükmüne uyacağımız ilahımız yoktur ve yalancı ilahlarla sonuna kadar direnicez
Aidiyet anlamında, kendimizi haklı ve Müslüman olmaktan başka bir tanımla tanımlamadık. Hiçbir hizip, parti, grup ve mezhebin sözcüsü olmadık. Bunu da yanlış anlaşılma korkusundan değil, desinler diye değil, hakikat ve adalete bağlılığımızdan dolayı böyle yaptık. Şiddet ve tahribatı kendimize yakıştırmadığımız gibi, eylem biçimi ve eylem mantığı olarak da tercih etmedik. Buna gerek de duymadık. Bizi bundan alıkoyan ne korku, ne ayartmalar, ne de başka kazanç yolları oldu. Tamamen kendi fikri özgünlüğümüz ve bizi biz kılan değerler ışığında eminlik ve sözünü açık kılma iradesini gerçekleştirmeye çalıştık. Çünkü daha güçlü ve daha etkili olan, haklı olmak gibi muazzam bir güce yaslandığımız bilincini sürekli diri tuttuk. Evet haklıyız ve bütün gücümüzü, haklı ve hakla beraber olmaktan alıyoruz. Ve bu gücün verdiği cesaret, özgüven ve dirençle yasakçılara hesap soruyoruz.